23 Ağustos 2016 Salı

Söz'den Not'lar

--Derin bir yudum--
--Şarkı girişine eşlik--

...

Özlemeyi parçalara böldüm. O kadar çok parça var ki, bi gün sonunda onlar da bitecekler. Çünkü bir şeyler parçalara bölünüyorsa, biteceği içindir. Bir şeyler, ayrılıyorsa eğer, bütünlüğünü kaybederler. Parçalanan her şey, yok olmaya mahkûmdur.

--Derin bir iç çekiş--

Şuan bir gün doğumu.

...

İnsan yalnızlıktan ölür mü?
İnsan, yalnızlığı kaç kadehte unutur?
Bir ayrılığı unutman için kaç gün geçmesi gerekir?
Yada ay.
Yada yıl.
Yada asır.
Ayrılınca insan, özgürleşir mi?
Ayrılınca.., bütünlüğü bozulunca.., parçalara ayrılınca insan…

En son ne zaman sarıldın içten? Ama gerçekten içten… Sen olarak. “Biz” olarak.
Ne zaman sarıldığında en başa sardın? Yada en sonda buldun kendini?

En başa dönersem eğer, güzel şeylerden bahsederim. Sonu kötü olmasın diye. Ama iyi niyetim yetersiz.
Bir mumun yanması gibiyim. Aydınlatıyorum çevremi, ama içten içe yanıyorum. Eriyorum.

Boşlukta olunca insan uçtuğunu mu düşünür, düştüğünü mü?
Düşmek için bir hareket gerekiyor. Yalnızsan, hiçbir şey yapmıyorsun demektir. Ve hiçbir şey yapmıyorsan düşemezsin de.
Hareket etmen için yalnız olmaman gerekir. Hareket ettiğini hissedebilmen için.

Kimi insanlar uzun bir gecenin sonunda buluyor kendini. Tek başına kaldığı o zaman içerisinde.
Kimileriyse belki eve dönerken, belki sevdiği insanı evine döndürecek olan otobüse bindirirken.
En çok da ayrılıklarda hissediyor insan yaşadığını. Çünkü ruhtaki acı, hiç dinmiyor.
Vücudun kanar.
Deri kendini yeniler, kapanır yaralar.
Fakat ruhun derisi yoktur.

--Sessizlik--
--İç çekme--
--Yeni bir şarkı--

--Havanın aydınlanmasına ve tek başıma kalmayacağım bir akşamı düşlediğim ve tek başıma kaldığım bir akşama. Yalnızlığıma…--
--Kadeh kaldırış--



Yalnızlıkta, geriye kalandan bahsedilir mi?



Aslında, bukalemundan bir farkımız yok. Renk değiştirmiyoruz ama, kişilik değiştiriyoruz, tavır değiştiriyoruz. Olmasını istemediğimiz şeyler için, kendimizi korumak için.
Eğer bir bukalemun gibi, kendimizi korumak için renk değiştirseydik, kendi asıl rengimizi unuturduk.
O zaman, zaten, kaybetmişizdir.

--Gökyüzünden bir uçak geçiyor--
--Martı sesleri--

Şimdi böyle soruyorum kendime. Acaba ben hangi renktim? Kendimi korumak için acaba kaç renk gördüm?

İyi’nin güzelden farkı ne?
-Bir tanesi genel, bir tanesi özel.

En kötüsü de ne biliyor musun, hiç yalnız kalmıyacağını düşündüğün zaman yalnız kalmak. Hiç beklemediğin bir darbeyi yemek gibi.

--martı sesleri--

“Kendimi iyi hissetmiyorum” desem, yavan duracak. Oysa nihai karanlıkta bir rengi nasıl betimlersin?
-Bir sigara yakarak.
Yazılsa da çizilse de hep bir şeyler yarım, eksik kalır.


Daha söyleyeceğim çok şey var ama burada bitirmek istiyorum. En sonuna gelsem de, eksik kalacağını biliyorum.
Hiçbir şeyi terketmiyorum,burada olduğu gibi kalıyor her şey. Ama yinede hoşçakal demek istiyorum.

Hoşça kal.


21 Ağustos 2016 Pazar

Kavun Dilimi


Bir sahil kenarında, iskele köşesinde, önümde tahta kasa, üzerinde örtü yaptığım gazete kağıtları ile birkaç kadeh içiyorum. altı mı saydım, sekiz mi hatırlamıyorum.
Saydım mı?
O da meçhul.
Uzaklarda görünen ışık hüzmelerini izliyor, dalgaların sesini dinliyorum.

Bir şarkı çalınıyor uzaklardan kulağıma., Kalabalık eşlik ediyor. Gülüşmeler kesiyor eşlikli sözleri. Birbirlerine gülen çiftleri hayal ediyorum.

Yalnızım sahilde. Kederli değilim ama. İçimde hafif bir mutluluk var ama nedenini bilmiyorum. Bozulmasın diye, düşünmüyorum da. Dudaklarımın kenarlarında ince bir tebessüm… Öyle kalsın istiyorum. Zaman dursa belki, fark etmeyeceğim.
Öyle durgun ki ruhumun denizleri. Ufacık bir balık bile çıksa suyundan, dalgalar yaratacak.

İçimde bir gülme isteği...Kahkaha atsam, yadırgarlar diye çekiniyorum. Öyle ya, tek olan gülerse, delidir.
Ama üzüldüğüm bir şey var;
az önce almaya yeltendiğim kavun dilimi yere düştü.
Dandik plastik çatal yine de iyi dayanmıştı. En son, peynir parçasını almaya çalışırken zorlanışından hissetmiştim pes edeceğini.

Sonra bu üzüntüyü de atlattım. Kavun dilimini alıp denize attım.
Balıklar da kavun yesin. Hem onlar rakıyı neyle içiyorlar?

Balık arkadaşlarıyla içiyorlardır herhalde.
Arkadaşlarını şöyle bir süzüp kadeh tokuşturuyorlardır.

Uzaktan geçenler, deliymişim gibi bana bakıyorlar.
Sanırım gülüyorum.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

Paslı bir renk


Yere doğru süzülen bir yaprak gibiyim.
Güzel bir renk var üzerimde. Yıpranmışlığı, bağlılığı, doğallığı barındırıyor içinde.
Öylece salınıyorum.
Rüzgar nereden sarılırsa boynuma…

Yere değene kadar düşmek, uçmaktır.
Tadını çıkarıyorum.

Topraktan bir koku var varoluşumda, gökyüzünde bir ışık.
Hem ağaçların köklerine sarılabiliyorum, hem de bulutlara dokunabiliyorum.

Öylece salınıyorum.
Gökyüzüyle toprak arasında.

Üzerimde paslı bir renk.
Yere değene kadar, düşüyorum.

Düşebildiğim kadar, uçuyorum.